Cep telefonu yapan da var mobil ev tasarlayan da

İnternette yemek tarifi verir gibi cep telefonu yapmayı anlatan siteler var. Dünyada hızla yayılan maker hareketi, isteyene akla gelebilecek her türlü aleti yapma imkânı veriyor. Yeni sanayi devrimi denilen bu hareketi, Makers Türkiye kurucusu Ongun Tan ile konuştuk.

Mehmet Ali, henüz 14 yaşında ama çılgın fikirleri var. Bir gün Türkiye'nin en büyük maker topluluğu olan ‘Makers Türkiye'ye gidip bu projelerinden birini anlatmış. ‘Maker nedir?' sorusunun cevabına birazdan geleceğiz ama şimdi Mehmet Ali'nin fikrine odaklanalım. Zaten sorunun cevabı biraz da bu fikirde yatıyor.

“Geceleri nöbetçi eczanelerden acil hastalara ilaç taşıyacak drone (insansız hava aracı) yapmak istiyorum.” demiş Mehmet Ali. Makers Türkiye kurucusu Ongun Tan da ona daha önce üç boyutlu yazıcı kullanıp kullanmadığını sormuş. Mehmet Ali'nin cevabı hayır. ‘Peki kodlama biliyor musun?' sorusunun cevabı ise ‘çok az.' Ama bunların hiçbir önemi yok çünkü bu atölyede çocuklar da yetişkinler de kodlama, mobil uygulamalar yapma, üç boyutlu yazıcı kullanma, oyun yazma, kısaca akla gelebilecek her türlü mekanik ya da teknolojik ürünü üretmenin yollarını çok kısa bir sürede öğrenebiliyor. Tıpkı Mehmet Ali gibi.

Mehmet Ali 2,5 ay gibi kısa bir sürede drone'unu elektroniği de dış yüzeyi de kendi elinden çıkmış bir şekilde üretmiş. Üstelik öyle yüksek meblağlar filan da yok işin içinde. 200-250 TL civarında bir masrafı var. Zaten maker'lık biraz da bu demek. Yani üretimin dev firmalar tekelinden çıkıp tekrar topluma inmesi. ‘Tekrar' diyoruz çünkü insanoğlu hep üreten bir varlık aslında. Ongun Tan'ın deyişiyle ‘elimiz kolumuz yokmuş' gibi davranmaya başlamamız, sadece tüketen varlıklar haline gelmemiz bir sürecin sonucunda.

Bu, Sanayi Devrimi ile başlayan bir süreç. Maker hareketi dev firmalardan başkasının üretemeyeceğini sandığımız her türlü ürünü sizin benim gibi insanların üretmesi anlamına geliyor. Kimileri dünyada hızla yayılan bu harekete üçüncü sanayi devrimi bile diyor.

Oyun oynayan değil, oyun yazan çocuklar!

Ongun Tan'ın maker tanımı ise şöyle: “Üretim kültürünün, inovasyonun topluma inmesi hareketi. Eskiden kapalı kapılar ardında büyük Ar-Ge firmalarının, dünya devlerinin yaptığı şeyleri üretim araçlarının yaygınlaşması ile beraber artık herkesin yapabiliyor hale gelmesi.”

Maker hareketi ABD ve Avrupa'da hızla yaygınlaşırken Türkiye'de hâlâ çok bilinmiyor. Bilenlerin bir kısmı da sadece üstün yetenekli çocukların dahil olduğu bir hareket sanıyor.Bahsi geçen üretimin üç boyutlu yazıcılardan ibaret olduğunu düşünenler de çok. Ongun Tan'a göre ise maker olmak için üstün yetenekli çocuk olmak hatta çocuk olmak bile gerekmiyor. Makers Türkiye atölyesi, hafta sonları çocukları hafta içi de yetişkinleri ağırlıyor.

Tan'ın ortağı Zeynep Karagöz ise maker olmak için üretilen şeyin elektronik olması da gerekmediğini belirtiyor. Atölyede çocuklar farklı bir oyuncak geliştirmiş mesela. Bu oyuncakları kırıp ortaya çıkan parçalardan yepyeni oyuncaklar yapıyorlarmış. Geri dönüşüm atölyeleri de düzenlediklerini söyleyen Tan, çocukların pet şişelerden yeni ürünler tasarladıklarını anlatıyor.

Peki ABD ve Avrupa ile kıyaslandığında Türkiye'de maker hareketi ne düzeyde? Tan, çok yeni olmakla birlikte gelişmeye açık olduğunu ve ilginin her geçen gün arttığını söylüyor: “ABD'de Obama, bizzat teşvik ettiği için ve hareket de oradan çıktığı için tabii ki çok ilerideler. Obama Beyaz Saray'ın bahçesinde maker atölyesi düzenledi. Çocuklara ‘artık oyun oynayan değil oyun yazan kişiler olun' çağrısı yaptı. Türkiye'de henüz çok yeni ama atölyeler kuruluyor yavaş yavaş. En son Elazığ'da bir atölye kuruldu. www.makersturkiye.com'da atölyelerin listesi de var. Biz, atölye kurulumuna da destek veriyoruz.”

3D yazıcı ile 3D yazıcı basanlar, mobil uygulama yazanlar, park sensörü yapanlar…

‘Türkiye'nin çiçeği burnunda maker'ları neler üretiyor?' diye soruyoruz Ongun Tan'a. Cep Telefonunda kullanılabilecek uygulamalar yapanlar da varmış, 3 boyutlu yazıcı ile üç boyutlu yazıcı basanlar da. Elektroniği ve kalıbı ile cep telefonu yapanların varlığı bizim için şaşırtıcı oluyor. Tan bunun düşünüldüğü kadar zor olmadığını söylüyor. internette yemek tarifi verir gibi evde nasıl cep telefonu yapıldığını anlatan sitelerin varlığından haber veriyor. Malzemeler başlığı altında 1 adet LCD ekran, hoparlör, mikrofon, üç boyutlu yazıcıdan çıkarılmış kasa, Arduino vs. gibi şeyler sıralanıyor.

Yeri gelmişken Arduino'nun maker hareketinin vazgeçilmez parçalarından biri olduğunu söyleyelim. En basit tabirle, sıradan kişilerin de program yazmasına imkan sağlayan bir kart. Bu kart ile üç boyutlu yazıcıdan kalıbı basılan ürünün elektronik kısmını yapabiliyorsunuz. Dış dünya ile dijital dünyayı buluşturan arayüz.

Tan bir örnek veriyor: “Karta bir sensör takıyorsunuz ve -atıyorum- ışık yandığında tweet atsın diyorsunuz. Ya da kapıyı biri açtığında, hareket olduğunda bana mesaj atsın ya da başka bir alete televizyonumu açsın diyebiliyoruz.” Bu kartlar sayesinde mini akıllı ev sistemi kuranlar var. Atölyeye gelen çocuklar park sensörü bile yapmışlar. Yaklaştığında öten bir sistem…

Hayalleri olan çocuklar da var. Zeynep Karagöz, 4 yaşından beri mobil ev tasarlayan bir çocuktan bahsediyor. Uçacak, hareket edecek, sonra yere konacak bir ev…”

3 boyutlu yazıcıdan protez el çıktı!

Makers Türkiye, sosyal sorumluluk projeleri ile de yakından ilgili. Robohand projesi onlardan biri. Zeynep Karagöz anlatsın: “Elini kaybeden çocukların proteze ulaşılabilirliği kısıtlı. Çünkü hem pahalı hem de çocuklar hızlı büyüdüğü için sürekli yenilenmesi gerekiyor. Üç boyutlu yazıcılarda mekanik el basıyoruz. Üç yıl önce başladık bu projeye, son bir sene içinde çok gelişti. Tamamen mekanik, çocuk bileğini hareket ettirdiğinde parmaklar kasılıp hareket ediyor. Çocuk bu elle kavrama yapıyor, bardak tutabiliyor, bisiklete binebiliyor, top tutuyor. Üstelik mekanik elin değeri binlerce dolar değil sadece 50 lira. Plastik ve tel maliyeti var sadece.” Ancak her çocuğa özel model yapılması gerektiğinden bu işi yapacak gönüllü maker'lara ihtiyaç duyuluyor.

Öte yandan Ongun Tan, şu ana kadar beş şehre gidip maker hareketini anlatmış. Diyarbakır'da çocukların gözlerindeki ışıltıyı görünce imkân verildiğinde onların da Robert öğrencilerinden farklı olmayacağını gözlemlemiş. Bu arada çocuklardan proje başvuruları alıyorlarmış. Gerek hayali olan çocuklara gerek makerlıkta ilerleyen beş çocuğa beş ay boyunca ücretsiz destek vermek üzere… Çocuklar atölyeleri her türlü kullanacaklar. Ayrıca girişimci çocuk diye bir projeleri daha var. Tan şöyle anlatıyor: “Diyelim ürünü yaptı ama nasıl pazarlayacak. Marka haline getirecek, bunun da yolunu göstermek istiyoruz.”

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">